Non-Aggression Principle (NAP)Saldırmazlık Prensibi (NAP)

Martin IRONHEART

The most basic principle of Anarcho-Capitalism is NAP. NAP briefly says this: Except for aggressors, nothing can be done to anyone without their consent.

Aggression is the opposite of consensual intercourse. People can make complicated agreements between each other. These agreements contain various clauses, including agreeing to be punished if they do not comply with the agreement. Therefore, punishing someone who does not comply with the agreement does not qualify as aggression. Aggression is when a person is exposed to things that he or she would never accept.

For example, you cannot beat someone, kill them, defraud them, steal their property, or force them to make a deal because the person does not consent to these. Doing such things is called aggression. You can do whatever you want to attackers; For example, you can kill them.

You can't force anyone to buy from your company. However, you can get people to buy from you by offering a better service or product than alternatives. Emphasis should be placed on the word "force" here. You are not forcing customers to buy from you because you offer better offers than your competitors. If you hold a gun to customers' heads, you are forcing them.

For example, let's say you own the only gas station in the area. If you don't shop at my store, you can say, I won't sell you gasoline. There is no use of force here. This does not violate NAP because you, unlike your competitors, own a gas station and are simply offering a good offer. Your competitors are free to set up a gas station next to your business. And just as you are completely free to set the price of gasoline, you are also free to require people who want to buy gasoline to shop at the grocery store.

So, if people choose your business because they have no other choice, this is not a use of force. Putting a gun to people's heads and forcing them to buy your product instead of alternatives is the use of force.

NAP Says Nothing About Punishment

In Anarcho-Capitalism, even the slightest NAP violation can be punished with indefinite torture or execution. The punishment may be completely disproportionate. NAP even allows you to kill a child who steals bread because he is hungry. Of course, while it is legally possible to do this, it is of course precluded by free market mechanisms.

Although the free market cannot punish by force the person who kills a child who steals bread because he is hungry, it will subject him to a lethal boycott. No one will sell him food, he will not be allowed to use roads and infrastructures, and thus he will die of hunger and thirst in a short time. If anyone tries to help him, they will share the same fate.

Moreover, such a thing is unlikely to happen because people determine the laws that will apply in the region they live in through agreements they have made in advance.

Almost no one wants to live in a place where the punishment for the slightest crime is death by torture. Hardly anyone is this ruthless towards criminals. And no one wants to be executed for being found wrong in a minor fight.

So people make agreements to ensure that the laws where they live will impose punishment commensurate with the crime. If a baker wants people to buy from him, he must promise in advance that if a child steals bread one day, he will not kill him. Otherwise, people will buy from other bakers and not from him.

So why isn't giving disproportionate punishment a crime from the very beginning? Because people should have the right to use unlimited force against those who violate property rights.

Some people believe that punishment for crimes should be very severe. For example, they want the most severe torture methods to be used against the murderer who killed them, and ultimately they want the murderer to be killed. They think that this way no one will kill them.

If we passed a law saying that you have to punish crimes proportionately, then we would be a state. It is not possible to reach a common decision about what constitutes disproportionate punishment without a central authority. Because some people think that very harsh penalties are proportional to the crime. If the free market criminalized disproportionate punishment, what constituted disproportionate punishment would vary from company to company.

The state prevents people who believe that the death penalty is the right punishment and that it reduces the number of crimes, from executing people who have committed crimes against them. However, people have the right to live in a place where execution is legal.

If a group of people think that punishing even the smallest crime with torture will reduce the number of crimes to zero, they can build a town together and live there with whatever laws they want. This does no harm to anyone; Just don't go there.

So in summary, even if Anarcho-Capitalists do not personally believe that even the smallest crime should be punished most severely, they defend the right to do so.

Except for the aggressors, nothing can be done to anyone without their consent, and unlimited force is allowed to be used against the aggressors. This is due to deep respect for individual rights. This principle ensures that nothing is done to anyone without their consent.



Translated with the help of Google translate. Please report translation errors on reddit.

Anarko-Kapitalizmin en temel ilkesi NAP'tır. NAP, kısaca şunu söyler: Saldırganlar hariç, hiç kimseye kendi rızası olmadan bir şey yapılamaz.

Saldırganlık, rızaya dayalı ilişkinin zıddıdır. İnsanlar birbirleri arasında komplike anlaşmalar yapabilirler. Bu anlaşmalar, eğer anlaşmaya uymazlarsa, cezalandırılmayı kabul etmeyi de kapsayan çeşitli maddeler içerir. Dolayısıyla, anlaşmaya uymayan birini cezalandırmak, saldırganlık olarak nitelendirilmez. Saldırganlık, bir kişinin asla kabul etmediği şeylere maruz bırakılmasıdır.

Örneğin, birini darp edemezsiniz, öldüremezsiniz, dolandıramaz, malını çalamaz ve bir anlaşma yapmaya zorlayamazsınız çünkü kişinin bunlara rızası yoktur. Bu tür şeyler yapmak, saldırganlık olarak isimlendirilir. Saldırganlara istediğiniz şeyi yapabilirsiniz; örneğin onları öldürebilirsiniz.

Hiç kimseyi kendi şirketinizden alışveriş yapmaya zorlayamazsınız. Ancak, alternatiflerden daha iyi bir hizmet veya ürün sunarak insanların sizden alışveriş yapmasını sağlayabilirsiniz. Burada "zorlamak" kelimesine vurgu yapılmalı. Rakiplerinizden daha iyi teklifler sunduğunuz için müşterileri sizden satın almaya zorlamış olmazsınız. Müşterilerin kafasına silah dayıyorsanız, onları zorlamış olursunuz.

Örneğin, bölgedeki tek benzinliğin size ait olduğunu varsayalım. Eğer benim marketimden alışveriş yapmazsan, sana benzin satmam diyebilirsiniz. Burada bir zor kullanma yoktur. Bu NAP'ı ihlal etmez, çünkü siz rakiplerinizin aksine bir benzinliğe sahipsiniz ve sadece iyi bir teklif sunuyorsunuz. Rakipleriniz, işletmenizin yanına bir benzinlik kurmakta özgürler. Ve siz de benzinin fiyatını belirlemekte tamamen özgür olduğunuz gibi, benzin almak isteyen kişilerin marketten de alışveriş yapmasını zorunlu kılmakta özgürsünüz.

Yani, insanlar başka bir çareleri olmadığı için işletmenizi tercih ediyorsa, bu bir zor kullanımı değildir. İnsanların kafasına silah dayayıp, alternatifler yerine kendi ürününüzü almaya zorlamak, zor kullanımıdır.

NAP Ceza Hakkında Bir Şey Söylemez

Anarko-Kapitalizmde, en ufak bir NAP ihlalini bile süresiz işkence veya idamla cezalandırabilirsiniz. Ceza tamamen orantısız olabilir. NAP, aç olduğu için, ekmek çalan bir çocuğu bile öldürmenize izin verir. Elbette, bunu yapmak yasal olarak mümkün olsa da, tabii ki serbest piyasa mekanizmaları tarafından engellenir.

Serbest piyasa, aç olduğu için ekmek çalan bir çocuğu öldüren kişiyi güç kullanarak cezalandıramasa da, öldürücü bir boykota maruz bırakacaktır. Kimse ona yemek satmayacak, yolları ve altyapıları kullanmasına izin verilmeyecek ve böylece kısa süre içerisinde açlıktan ve susuzluktan ölecektir. Ona yardım etmeye çalışan olursa, onlarda aynı kaderi paylaşacaktır.

Ayrıca, insanlar yaşadıkları bölgelerde geçerli olacak kanunları önceden yaptıkları anlaşmalarla belirledikleri için böyle bir şeyin gerçekleşmesi olası değildir.

Neredeyse hiç kimse, en ufak bir suçun cezasının işkenceyle idam olduğu bir yerde yaşamak istemez. Neredeyse hiç kimse, suçlulara karşı bu kadar insafsız değildir. Ve kimse, ufak bir kavgada haksız bulunduğu için idam edilmek istemez.

Dolayısıyla, insanlar yaşadıkları yerdeki kanunların suç ile orantılı ceza vereceğini garanti altına almak için anlaşmalar yaparlar. Bir fırıncı, insanların kendisinden alışveriş yapmasını istiyorsa, bir gün bir çocuk ekmek çalarsa, onu öldürmeyeceğini peşinen taahhüt etmelidir. Aksi takdirde, insanlar ondan değil, diğer fırıncılardan alışveriş yaparlar.

Peki o zaman neden en başından orantısız ceza vermek suç ilan edilmiyor? Çünkü insanların mülkiyet haklarını ihlal eden kişilere karşı sınırsız güç kullanma hakları olmalıdır.

Bazı insanlar suçların cezasının çok ağır olması gerektiğine inanır. Örneğin, kendilerini öldüren katile karşı en ağır işkence yöntemlerinin uygulanmasını ve en nihayetinde katilin öldürülmesini isterler. Bu sayede kimsenin kendilerini öldürmeyeceğini düşünüyorlar.

Eğer suçlara orantılı ceza vermek zorundasınız diye bir kanun çıkartsaydık, o zaman biz bir devlet olurduk. Neyin orantısız ceza olduğuna dair ortak bir karara merkezi bir otorite olmadan varmak mümkün değildir. Çünkü bazı insanlar çok ağır cezaların suç ile orantılı olduğunu düşünürler. Serbest piyasa, orantısız cezayı suç saysaydı neyin orantısız ceza olduğu şirketten şirkete değişirdi.

Devlet, idamın doğru bir ceza olduğuna ve suçların sayısını azalttığına inanan insanların kendilerine karşı suç işleyen insanları idam ettirmelerini engelliyor. Oysaki, insanların idamın yasal olduğu bir yerde yaşama hakları vardır.

Eğer bir grup insan, en ufak bir suçun bile işkenceyle cezalandırılmasının suçların sayısını sıfıra indireceğini düşünüyorsa, birlikte bir kasaba kurabilir ve orada istedikleri bu kanunlarla birlikte yaşayabilirler. Bu, kimseye zarar vermez; oraya gitmeyin yeter.

Yani özetle, Anarko-Kapitalistler en ufak bir suçun bile en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğine şahsen inanmasalar bile, bunu yapabilme hakkını savunurlar.

Saldırganlar hariç, hiç kimseye kendi rızası olmadan bir şey yapılamaz ve saldırganlara karşı sınırsız güç kullanılmasına izin verilir. Bu, bireysel haklara duyulan derin saygıdan dolayıdır. Kimseye rızası olmayan bir şey yapılmaması, bu prensip ile garanti altına alınır.