34 Ultra Short Answers to F. A. Q.
34 S.S.S.'ya Ultra Kısa Cevaplar

What is Anarcho-Capitalism?

Anarko-Kapitalizm nedir?

Anarcho-Capitalism is an ecosystem in which property owners and tenants can, almost entirely by themselves, determine the laws that apply on their own properties; where there is no taxation or state; where all public services —including justice— are provided by private companies.
Anarko-Kapitalizm, mülk sahiplerinin ve kiracıların, kendi mülklerinde geçerli olacak yasaları neredeyse tamamen kendi başlarına belirleyebildiği; vergi veya devletin bulunmadığı; adalet ve savunma dâhil tüm kamusal hizmetlerin özel şirketler tarafından sağlandığı, eşsiz bir ekosistemdir.

What do Ancaps advocate?

Ankaplar neleri savunur?

The state, regardless of who governs it, keeps public prosperity far below the level a free market could provide. Democracy is the dictatorship of the majority. Property rights are sacred, the right to bear arms is essential, and taxation is theft. All interactions between individuals must be voluntary
Devlet, kim yönetirse yönetsin, halkın refahını serbest piyasanın sağlayabileceği düzeyin çok altında tutar. Demokrasi çoğunluğun diktasıdır. Mülkiyet hakları kutsaldır, silahlanma gereklidir ve vergilendirme hırsızlıktır. İnsanlar arasındaki tüm etkileşimler gönüllü olmalıdır.

What are the benefits of Anarcho-Capitalism?

Anarko-Kapitalizmin getirileri nelerdir?

Even if 51% of the people in your country are foolish, it still allows you to live a good life; because the remaining 49% functions like a separate country. An exponential increase in prosperity, along with a dramatic acceleration of scientific and technological breakthroughs over time, is expected
Ülkenizdeki insanların %51’i aptal olsa bile, iyi bir hayat sürmenizi sağlar; çünkü %49 ayrı bir ülke gibidir, diğerlerinin kararlarından asgari düzeyde etkilenir. Bununla birlikte, refahın zamanla üstel derecede artması, bilimsel ve teknolojik atılımların dramatik bir hız kazanması da öngörülen şeylerdir.

How would it change the life of an average person?

Ortalama bir insanın hayatını ne şekilde değiştirecektir?

We reclaim from the state the power to govern ourselves. Our control over our lives is maximized. Life becomes a reflection not of collective decisions, but largely of individual choices. As long as we make smart decisions, our freedom and prosperity will rapidly increase.
Devletten, kendimizi yönetme gücünü devralır. Hayatımız üzerindeki kontrolümüzü maksimize eder. Hayatımız, toplu olarak alınan kararların değil, büyük ölçüde bireysel tercihlerimizin yansıması olur. Akıllı tercihler yaptığımız sürece, özgürlüğümüz ve refahımız hızla artar.

Do Ancaps want the rich to rule?

Ankaplar zenginlerin hükmetmesini mi istiyor?

No. This misunderstanding stems from confusing Anarcho-Capitalism with Corporatocracy or Plutocracy. Ancaps advocate for a system where even an ordinary tenant can determine the laws that apply to the property they occupy through voluntary contracts that secure all their rights.
Hayır. Bu yanlış anlaşılmanın kaynağı, Anarko-Kapitalizmin Şirketokrasi veya Plütokrasiyle karıştırılmasıdır. Ankaplar, sıradan bir kiracının bile sözleşme yoluyla tüm haklarını elde ettiği mülkte geçerli olacak yasaları kendisinin belirleyebildiği bir düzeni savunurlar.

How will the rich be prevented from taking control by using force?

Zenginlerin kontrolü zor kullanarak devralması nasıl engellenecek?

The system in which it is hardest for someone to rule over others by force through wealth/power is precisely this one. That’s because everyone can be fully armed and is free to choose and fund the army and police company that will serve them. Weapons are not monopolized by a privileged elite.
Birinin, servetiyle veya gücüyle başkalarına zorla hükmetmesinin en zor olduğu düzen tam olarak bu düzendir. Çünkü herkes, tepeden tırnağa silahlanabildiği gibi; kendisine hizmet verecek ordu ve polis şirketini de bizzat seçip finanse edebilir. Yani silahlar, ayrıcalıklı bir elitin tekelinde değildir.

Isn’t a private justice system vulnerable to corruption?

Özel adalet sistemi yolsuzluğa açık değil mi?

No. If a company starts pardoning criminals for money, its reputation will quickly collapse; no one will take its rulings seriously, recognize them. Insurance companies and clients will terminate their contracts, the company will lose its enforcement power, and ultimately go bankrupt.
Hayır. Bir şirket suçluları parayla affetmeye başlarsa itibarı hızla sarsılır; kararlarını kimse ciddiye almaz, tanımaz. Sigorta şirketleri ve müşteriler sözleşmelerini fesheder, şirket yaptırım gücünü kaybeder ve sonunda iflas eder.

Is everyone required to recognize the rulings of private courts?

Özel mahkeme kararlarını herkes tanımak zorunda mı?

No. Even when individuals take their disputes to reputable courts, the market enforces the rulings only through voluntary actors. Those who comply with the rulings and those who don't may impose reciprocal sanctions on each other. This voluntary structure leads to better outcomes.
Hayır. Bireyler anlaşmazlıklarını itibarlı, bağımsız mahkemelere taşıdığında bile, piyasa sadece gönüllü aktörleriyle bu mahkemelerin hükümlerine uyar; uymayanlarla uyanlar birbirlerine karşılıklı yaptırımlar uygulayabilirler. Bu gönüllülüğe dayalı yapı, daha iyi sonuçlar doğurur.

What happens if 90% of the people try to force a law onto 10%?

Halkın %90'ı %10'a bir yasayı dayatmak isterse ne olur?

Sometimes they may get what they want. However, this does not mean that the majority or the stronger group rules over others. The 10% can reject the imposed law, choose to endure economic embargoes and the threat of war, and shape their lives according to their own will.
Bazen istediklerini elde ederler. Ancak bu, çoğunluğun ya da güçlünün hükmetmesi anlamına gelmez. Çünkü %10, dayatılan yasayı reddederek ekonomik ambargoya ve savaş tehdidine göğüs germeye karar verebilir ve hayatlarını kendi istedikleri şekilde şekillendirebilir.

Wouldn't there be legal uncertainty?

Hukuki belirsizlik olmaz mı?

No. People decide in advance, through voluntary contracts, which courts will handle any disputes that may arise and which rules will apply. They also commit to abiding by the rulings. Companies likewise guarantee compliance with these commitments. Even in controversial matters where one group is not voluntary—such as abortion—it is usually clear from the beginning whether you would be punished in a given property and what the penalty would be.
Hayır. İnsanlar kendileriyle ilgili olarak doğabilecek uyuşmazlıklar için hangi mahkemeye başvuracaklarını ve hangi kuralların geçerli olacağını önceden yaptıkları gönüllü sözleşmelerle belirler ve kararlara uymayı taahhüt eder. Şirketler de bu taahhütlere uyacaklarını garanti eder. Hatta bir tarafın gönüllü olmadığı kürtaj gibi tartışmalı konularda bile, bir mülkte ceza alıp almayacağınız ve ne kadar ceza alacağınız baştan bellidir.

Wouldn’t there be chaos without a state?

Devlet olmayınca kaos çıkmaz mı?

Anarchy is not chaos; it is the voluntary order that emerges in the absence of coercion. The free market naturally forms a functioning order through individual demand. Protocols between justice companies enable cooperation without leading to the emergence of a central authority.
Anarşi kaos değildir; zorbalığın yokluğunda doğan gönüllü düzendir. Serbest piyasa, bireylerin talepleriyle doğal olarak işleyen bir düzen oluşturur. Adalet şirketleri arası protokoller, merkezi bir otorite oluşmasına yol açmadan işbirliğini sağlar.

What happens if I'm not willing to make any contract?

Hiçbir sözleşme yapmaya gönüllü olmazsam ne olur?

If you refuse to make any agreements, you won’t be able to leave your property. Since all developed areas—including streets—are privately owned, access requires contracts. Without them, no one will trade with you. You'll live in complete isolation, cut off from society by your own choice. However, this does not mean that you have to accept a social contract in order to live. It is enough to make agreements with a minority group of people who think like you. You don't need to make a deal with an entire country.
Böyle bir durumda kendi mülkünden dışarı adım atamazsın. Sokaklar dahil, kullanılan her yer özel mülk olduğu için sözleşmeler yapmalısın. Aksi halde kimse sana bir şey satmayacak ve senden satın almayacaktır. Dolayısıyla toplumdan izole edilmiş halde yalnız bir yaşama mahkum kalırsın. Ancak bu, yaşamak için bir toplum sözleşmesini kabul etmek zorunda olduğun anlamına gelmez. Senin gibi düşünen azınlık bir grupla anlaşmalar yapman yeterlidir. Tüm bir ülkeyle anlaşma yapmana gerek yok.

Why is taxation theft? (Long)

Vergilendirme neden hırsızlıktır? (Uzun)

The first objection that springs to mind is that, because the state provides services in return for taxes, taxation cannot be theft. This is mistaken, for if a private company were to seize your money by force and then deliver a service that failed to satisfy you, you would clearly call it theft—and the same holds for the state. When taxation disappears, the free market uses that money more efficiently, so the general prosperity rises. Yet even if prosperity did not rise, it would still be impossible to brand the payment of coercive taxes—as opposed to voluntary donations—as a moral duty. Even toward people we pity and believe deserve assistance, the only moral obligation is to give as much as our conscience tells us we can spare from our own budget. You may boycott and thereby isolate from society those who lack conscience and make no donations, but taking their money by force is still theft. We are under no moral obligation to hand over any portion—let alone a large portion—of the income we have earned honorably to people we do not know, have no connection with, and who possess no pitiable trait. Finally, there is the objection that your pre-tax income does not belong to you—that for any income to be yours, lawmakers must first permit it. According to this view, the state is taxing money that was never really yours, so taxation cannot be theft. Of course, this is sheer nonsense. The amount you receive in exchange for goods and services you sell through mutual, voluntary agreement with your customers is the amount you rightfully earn. That amount is determined in the free market.
İlk akla gelen itiraz, devlet vergi karşılığında hizmet sunduğu için bunun hırsızlık olmadığı yönündedir; ancak bu yanlıştır, zira bir şirket paranıza zorla el koyup sizi tatmin etmeyen bir hizmet sunarsa, bunun hırsızlık olduğu açıktır ve aynı şey devlet için de geçerlidir. Vergilendirme ortadan kalktığında, serbest piyasa sayesinde bu para daha iyi kullanılacağı için halkın refahı artar. Ancak artmasaydı bile, başkalarının refah içinde yaşaması için gönüllü bağışları değil, zorlamaya dayalı vergileri ödemeyi ahlaki bir zorunluluk olarak etiketlemek mümkün değildir. Acıdığımız ve bağış almayı hak ettiğini düşündüğümüz insanlara bile, sadece bütçemizden ayırmayı vicdanen zorunlu bulduğumuz kadar para vermek ahlaki bir zorunluluk olabilir. Vicdanı olmayan ve hiçbir bağış yapmayan insanları boykot edebilir, böylece toplumdan izole edebilirsiniz; ama onların bile paralarına zorla el koymak hırsızlıktır. Hiçbir zorlama olmaksızın, şerefimizle kazandığımız paranın bir kısmını, hatta büyük bir kısmını, tanımadığımız ve hiçbir alakamız olmayan, acınacak bir özelliği de bulunmayan insanlara vermek zorunda ahlaken değiliz. Son olarak, vergi öncesi gelirinizin size ait olmadığı; herhangi bir gelirin size ait olabilmesi için kanun yapıcının buna izin vermesi gerektiği itirazı var. Bu düşünceye göre, henüz sizin olmayan bir paradan vergi alıyor devlet; dolayısıyla bu, bir hırsızlık değil. Elbette, bu büyük bir zırvalık. Müşterinizle karşılıklı olarak, gönüllüce anlaşarak sattığınız ürün ve hizmet karşılığında size ödenen miktar, sizin hak ettiğiniz miktardır. Bu miktar, serbest piyasada belirlenir.

If there are no taxes, how will public services be funded?

Vergi yoksa, kamu hizmetleri nasıl finanse edilecek?

The financing of services is done through consent, not coercion. Everyone pays in proportion to what they use or benefit from financially; those who don’t benefit don’t pay. People choose the companies that offer the best quality at the best price according to their own budgets. Even without taxation, society can easily meet its needs
Hizmetlerin finansmanı, zorbalıkla değil; rızayla olur. Herkes, kullandığı veya finanse etmekten çıkar sağladığı kadar öder; faydalanmayan ödemez. İnsanlar, kendi bütçelerine göre en kaliteli hizmeti en uygun fiyata veren şirketleri tercih ederler. Vergi olmadan da toplum, ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilir.

Don’t companies make things more expensive than the state?

Şirketler devletten daha pahalıya mal etmez mi?

No, quite the opposite. Services currently provided under state monopoly are delivered to the public in the most expensive and lowest-quality way possible. In contrast, the free market drives companies to compete by offering the highest-quality services at the most affordable prices.
Hayır, tam tersi. Şu anda devlet tekelinde sunulan hizmetler, mümkün olan en pahalı ve en kalitesiz biçimde halka ulaştırılmaktadır. Oysa serbest piyasa, rekabet sayesinde şirketleri en kaliteli hizmeti en uygun fiyata sunmak için yarıştırır. İnsanlar da bu rekabetin meyvelerinden faydalanır.

Doesn't the American healthcare system provide evidence against us?

Amerikan sağlık sistemi aleyhimize kanıtlar sunmuyor mu?

No, the American healthcare system is not a free market; government licenses, patents, and regulations distort the market. This system is a state-supported monopoly of hospitals and insurance companies and cannot exist without government intervention. Truly private hospitals in America are significantly more affordable than their competitors.
Hayır, Amerikan sağlık sistemi bir serbest piyasa değildir; devletin lisans, patent ve düzenlemeleri piyasayı bozar. Bu sistem, bir devlet destekli hastane ve sigorta şirketleri tekelidir ve devlet olmadan var olamaz. Amerika’daki gerçekten özel hastaneler, rakiplerinden katbekat uygun fiyatlıdır.

How is monopolization prevented?

Tekelleşme nasıl önlenir?

In a free market, there is no such thing as an exploitative monopoly. If a monopoly emerges, competitors seeking to share in its profits will enter the market in a short time. Monopolization is only possible with state protection and privileges. Without the state, a monopoly cannot be exploitative. Non-exploitative monopolies, on the other hand, are harmless.
Serbest piyasada sömürücü tekel diye bir şey yoktur. Bir tekel ortaya çıktığında, kısa bir süre içinde o tekelin kârına ortak olmak isteyen rakipler piyasaya giriş yapacaktır. Tekelleşme, devlet koruması ve ayrıcalıklarıyla mümkün olur. Devlet olmadığında, bir tekel sömürücü olamaz. Sömürücü olmayan tekeller ise zararsızdır.

Wouldn't the poor be negatively affected?

Yoksullar kötü etkilenmez mi?

No, on the contrary, the free market provides the greatest benefit to the poor. Competition lowers prices and increases quality; it allows the poor, just like everyone else, to easily access better and cheaper services. Mandatory taxes and state monopolies, on the other hand, harm the poor the most. It’s no surprise that poor people can also be Anarcho-Capitalists.
Hayır, aksine serbest piyasa yoksullara en fazla faydayı sağlar. Rekabet, fiyatları düşürür ve kaliteyi artırır; yoksulların da diğer herkes gibi daha iyi ve ucuz hizmetlere kolayca ulaşmasını sağlar. Zorunlu vergiler ve devlet tekelleri ise yoksullara en büyük zararı verir. Fakir insanların da Anarko-Kapitalist olmasına şaşmamak gerek.

Will borders be open?

Sınırlar açık mı olacak?

Ancapistan has no national borders; there are only the boundaries of private properties. (Even the streets are private property—everywhere is!) Everyone decides for themselves whom to allow onto their property. Entry and exit are determined entirely by the agreements made by property owners—there is no collective or centralized border policy.
Ankapistan'ın sınırları yoktur, sadece özel mülklerin sınırları vardır. (Sokaklar da dâhil, her yer özel mülktür!) Herkes kendi mülküne kimi alıp almayacağına kendisi karar verir. Giriş ve çıkış, tamamen mülk sahiplerinin yaptığı anlaşmalarla belirlenir; toplu, merkezi bir sınır politikası olmaz.

How will we protect ourselves from external enemies?

Dış düşmanlardan nasıl korunacağız?

Unlike other forms of anarchism, Anarcho-Capitalism features companies that provide organized military services. These companies may compete with, or even fight against, each other over internal matters in Ancapistan, but they will generally form alliances against external enemies, since they share far less in common with outsiders.
Diğer anarşilerin aksine, Anarko-Kapitalizmde organize askeri hizmet sunan şirketler vardır. Bu şirketler, Ankapistan içi meselelerde birbirlerine rakip olsalar, hatta savaşmış olsalar bile, dış düşmanlara karşı genellikle ittifak halinde olurlar; çünkü dış düşmanlarla ortak yönleri çok daha azdır.

Why should we switch to a private education system?

Neden özel eğitim sistemine geçmeliyiz?

Instead of classes imposed by a single central authority, courses that families are free to choose, investors are free to fund, and schools are free to offer yield much better results. Even allowing schools to take a share of their students’ future earnings dramatically increases the quality of education. Different educational models and innovative approaches can be shaped according to students’ interests and abilities. Thus, this new education system provides the greatest benefit to both individuals and society.
Tek bir merkezi otorite tarafından dayatılan dersler yerine, ailelerin seçmekte, yatırımcıların fonlamakta ve okulların sunmakta özgür olduğu dersler daha iyi sonuçlar doğurur. Okulların, öğrencilerin gelecekte kazanacağı paradan pay almaya başlaması bile eğitimin kalitesini inanılmaz ölçüde artırır. Farklı eğitim modelleri ve yenilikçi yaklaşımlar, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre şekillenir. Böylece bu yeni eğitim sistemi, hem bireye hem de topluma en yüksek faydayı sağlar.

What is the difference from the state?

Devletten farkı nedir?

In an anarcho-capitalist system, all services are removed from state monopoly and opened to competition; there are no taxes, and laws are not centralized but individual. The state relies on force, whereas in the ancap system, relationships are based on voluntary agreements. While command and coercion are essential in the state, consent and freedom are fundamental in Ancapistan.
Anarko-Kapitalist düzende tüm hizmetler devlet tekelinden çıkartılıp rekabete açılır; vergi yoktur, yasalar merkezi değil, bireyseldir. Devlet zor kullanır, Ankap sistemdeyse ilişkiler gönüllü anlaşmalara dayanır. Devlette emir ve baskı, Ankapistan’da rıza ve özgürlük esastır.

What happens if I don’t comply with contracts?

Sözleşmelere uymazsam ne olur?

If you fail to fulfill a contract you have accepted, the guarantor company for that contract may penalize you according to the withdrawal penalty specified in the agreement. This penalty is usually just a fine, imprisonment, or exile; however, in some regions, for contracts of an extremely serious nature (for example, a contract guaranteeing that a nuclear reactor will not explode), even the death penalty may be enforced if the terms are not fulfilled.
Kabul ettiğiniz bir sözleşmeye uymazsanız, o sözleşmeye garantör olan şirket sizi, sözleşmede belirlenmiş cayma cezası ile cezalandırabilir. Bu ceza genellikle sadece para, hapis veya sürgün cezasıdır; ancak bazı bölgelerde, çok ciddi nitelik taşıyan sözleşmelerde (örneğin, nükleer reaktörün patlamayacağını garanti eden bir sözleşme gibi), sözleşme şartları yerine getirilmediğinde idam cezası uygulanması bile mümkündür.

What is the role of insurance companies in this ecosystem?

Sigorta şirketleri bu ekosistemde ne işe yarar?

They make money by guaranteeing that you won’t be killed, assaulted, defrauded, and much more. Insurance companies manage risks, act as guarantors of contracts, and serve as intermediaries between you and security providers. Sometimes, they select arbitrators in disputes, increasing justice and trust. In this way, they maintain market stability, strengthen voluntary cooperation, and ensure order in society.
Öldürülmeyeceğinizi, darp edilmeyeceğinizi, dolandırılmayacağınızı ve daha birçok şeyi garanti ederek para kazanırlar. Sigorta şirketleri riskleri yönetir, sözleşmelerin garantörü olur ve güvenliği sağlayan şirketlerle sizin aranızdaki aracı olurlar. Bazen anlaşmazlıklarda hakem seçer, adaleti ve güveni artırırlar. Böylece piyasa istikrarını korur, gönüllü işbirliklerini güçlendirir ve toplumda düzeni sağlarlar.

Will drugs, prostitution, or gambling be legal?

Uyuşturucu, fuhuş veya kumar serbest mi olacak?

Each property owner decides, through their own contracts, what behaviors are permitted on their property. So, these activities are entirely subject to the rules of private ownership. If you want to prevent them, you can organize boycotts or offer attractive alternatives; but banning victimless crimes like these through force is nearly impossible.
Her mülk sahibi, kendi mülkünde hangi davranışlara izin verileceğine, yaptığı sözleşmelerle kendisi karar verir. Yani, bu tür aktiviteler tamamen özel mülkiyetin kurallarına bağlıdır. Eğer bunların engellenmesini istiyorsanız, boykot uygulayabilir veya cazip teklifler sunabilirsiniz; ama bunlar gibi kurbansız suçları zor kullanarak yasaklamak neredeyse imkânsızdır.

Who protects nature, animals, and the environment?

Doğa, hayvanlar ve çevre kim tarafından korunur?

People pay those who protect nature to ensure its preservation. For this reason, all public lands are private property, since owning such land is a source of profit. Those who harm nature must compensate those who are harmed because of environmental damage.
İnsanlar, doğa korunsun diye onu koruyanlara ödeme yaparlar. Bu sebeple, tüm kamusal araziler özel mülktür; çünkü bu arazileri sahiplenmek kazanç kapısıdır. Doğaya zarar verenler ise, doğa sebebiyle zarar görenlere tazminat ödemek zorunda kalır.

Wouldn’t slavery come back?

Kölelik geri gelmez mi?

No. Anarcho-capitalism is the ecosystem that offers the highest level of freedom on earth. Every individual would be incomparably freer than in a democracy or an oligarchy. According to some, a person should have the right to sell themselves into slavery; however, this is not meant as a solution for people to resort to because they are poor or need to meet their needs, but rather because they have full authority over their own bodies. In other words, if there are people who want to become slaves for extreme profits, even though they do not need to and are not forced, this is permitted.
Hayır. Anarko-Kapitalizm, yeryüzünde en yüksek özgürlüğü sunan ekosistemdir. Her birey, demokrasi veya oligarşiyle kıyaslanamayacak kadar özgür olur. Bazılarına göre insanın kendini köle olarak satma hakkı olmalı; fakat bu, insanların fakir oldukları için ihtiyaçlarını karşılamak adına başvuracağı bir çözüm olsun diye değil, kendi vücutları üzerinde tam yetki sahibi oldukları içindir. Yani, buna ihtiyaçları olmadığı ve zorlanmadıkları halde, ekstrem kazançlar için köle olmayı isteyenler varsa, buna izin verilir.

Wouldn’t there be constant armed conflicts?

Sürekli silahlı çatışmalar olmaz mı?

No. In a society where everyone is armed to the teeth, armed conflict is not profitable; on the contrary, it causes harm. Companies and individuals know that maintaining peace is in their own interest. Disputes are usually resolved through contracts and private arbitrators rather than violence.
Hayır. Tüm bireylerin tepeden tırnağa silahlı olduğu bir toplumda, silahlı çatışma çıkması kârlı değildir; aksine, zarar getirir. Şirketler ve bireyler, barışı korumanın kendi çıkarlarına olduğunun farkındadır. Anlaşmazlıkları çözmek için genellikle silah yerine sözleşmeler ve özel hakemler kullanılır.

Is this ecosystem feasible?

Bu ekosistemin uygulanabilirliği var mı?

Yes! Humanity has sought freedom since the dawn of history. Anarcho-capitalism is the pinnacle of this quest; a unique world born from voluntary cooperation, without oppression, taxes, or the chains of the state, is possible. This is the greatest dream of brave and free spirits—and the destiny of humankind!
Evet! İnsanlık, tarihin başından beri özgürlüğü aradı. Anarko-Kapitalizm, bu arayışın zirvesidir; hiçbir baskı, vergi ya da devlet zinciri olmadan, insanların gönüllü birlikteliğiyle doğan eşsiz bir dünya mümkün. Bu, cesur ve özgür ruhların en büyük hayali ve insanlığın kaderidir!

Can I establish my own court?

Kendi mahkememi kurabilir miyim?

Yes, you can establish your own court. As long as people find your court fair and trustworthy, it can operate. In a competitive environment, courts that provide the best service are preferred; the only requirement is to deliver justice based on consent and contract.
Evet, kendi mahkemenizi kurabilirsiniz. Yeter ki insanlar sizin mahkemenizi adil ve güvenilir bulsun. Rekabet ortamında, en iyi hizmeti sunan mahkemeler tercih edilir; tek şart, rızaya ve sözleşmeye dayalı adalet sağlamaktır.

McNukes: Can I buy a nuclear bomb?

McNukes: Nükleer bomba satın alabilir miyim?

Technically, yes, you can buy one. But that doesn’t mean someone who is only rich enough to have $30 million can just buy a $30 million bomb! In practice, you would have to find a guarantor willing to provide a trillion-dollar guarantee that you won’t use the bomb to unjustly destroy a city, and you must convince the free market that you don’t want the bomb for malicious purposes. Otherwise, you would be treated as an enemy.
Teknik olarak, evet, satın alabilirsiniz. Ama bu, sadece 30 milyon doları olan birisinin 30 milyon dolarlık bir bombayı satın alabileceği anlamına gelmez! Pratikte, o bombayı kullanarak haksız yere bir şehri yok etmeyeceğinize dair Trilyon dolarlık bir garanti verecek bir garantör bulmalı ve serbest piyasayı bombayı kötücül bir nedenle istemediğinize ikna etmelisiniz. Aksi takdirde, düşman muamelesi görürsünüz.

Is access to basic needs guaranteed for people?

İnsanların temel ihtiyaçlara ulaşması garanti edilir mi?

No, no one is obligated to provide “free” services to anyone; however, it is highly unlikely that poor people will be unable to meet their basic needs. The more capitalist a country is, the lower the proportion of income that even the poorest must allocate to cover their basic needs.
Hayır, kimse kimseye "bedava" hizmet sağlamak zorunda değildir; ama fakir insanların temel ihtiyaçlarını karşılayamaması hiç olası değildir. Bir ülke ne kadar kapitalist olursa, en fakir insanlar dahil herkesin ihtiyaçlarını karşılamak için ayırmak zorunda olduğu miktarın gelirlerine oranı düşer.

What happens if I make loud noise on my own property?

Kendi mülkümde yüksek ses çıkarırsam ne olur?

If your noise reaches your neighbors’ property and disturbs them, they can sue you and demand some form of penalty. The limit is not to harm the rights and peace of others. You can’t pass a law declaring yourself innocent if you break your neighbor’s window by throwing a stone from your garden.
Sesiniz başkalarının mülküne giriyor ve onları rahatsız ediyorsa, komşularınız size dava açabilir ve bir çeşit ceza talep edebilir. Sınır, başkasının hak ve huzuruna zarar vermemektir. Evinizin bahçesinden atacağınız bir taşla komşunuzun camını kırarsanız, kendinizi suçsuz ilan eden bir yasa çıkaramazsınız.

Why is it legal to be an Anarcho-Capitalist?

Anarko-Kapitalist olmak neden yasal?

In many countries, existing laws guarantee freedom of thought and expression. As long as you do not resort to violence, you can advocate any ideology you wish. Anarcho-capitalists generally aim to abolish the state legally by gradually privatizing it and reducing its size through referendums.
Birçok ülkede mevcut yasalar, düşünce ve ifade özgürlüğünü güvence altına alır. Şiddete başvurmadığınız sürece istediğiniz ideolojiyi savunabilirsiniz. Anarko-Kapitalistler genellikle devleti, kademe kademe özelleştirerek ve referandumlarla küçülterek yasal yoldan ortadan kaldırmayı hedeflerler.

New questions and answers will be added.

Yeni sorular ve cevaplar eklenecek.

If there's a question you'd like to see added, send an email ([email protected]) or message AncapFuture on Reddit.

Eklenmesini istediğiniz bir soru varsa mail gönderin ([email protected]) veya reddit üzerinden AncapFuture'a mesaj gönderin.

What Is Anarcho-Capitalism?Anarko-Kapitalizm Nedir?

Martin IRONHEART

Anarcho-Capitalists believe that all services, such as the police, courts, army and road construction, can be provided better and cheaper by private companies than by the state. And in this system, the laws are not decided by the majority or the minority. This system is anarchic; each individual chooses almost entirely the laws under which he or she will live.

That is, it is neither democratic, monarchic nor oligarchic. So, Anarcho-Capitalism is a completely different and unique system.

Within the borders of your own property, you directly determine the laws. Outside the borders of your own property, you choose to use the property of property owners who offer you the laws you want. In both cases, you can live by the laws you want, without being subject to any authority and without paying taxes, as long as you do not violate other people's rights.

You do not go through the roads that require you to comply laws you do not want to comply, and you do not enter into contracts that impose conditions you do not want to accept. Instead, you live in areas where the laws you like apply, and you buy products and services from companies that offer agreements that are compatible with your worldview.

In a free market, businesses that implement the laws that customers desire will be successful and valued. It is clear that property owners will not want to enforce laws that the customer base they appeal to does not want. So, as an average income person, you can choose almost any law you will live under, even if you don't own property; Because you can prefer places that enforce the laws you want.

This means that average people have an incredibly large amount of freedom that they never had in a democracy. They do not have to obey the laws that the majority wants.

Of course, those who do not have money cannot benefit from this freedom sufficiently. They may be forced to live in places where laws they do not want are implemented because it is cheap. However, this is a personal problem and it is normal for poor people to live with lower standards.

As has been noticed, since the majority cannot impose laws on the minority, for example, it is not possible to tax the minority with high incomes. It is not surprising that Anarcho-Capitalists are against taxes. Anarcho-Capitalists do not believe that even people who can't earn any money and cannot receive any support from philanthropists have the right to receive any free services or products. However, this does not mean that poor people will live in poor conditions under Anarcho-Capitalism.

The state is a very heavy burden on all people, especially entrepreneurs, and is an incredibly large source of inefficiency. When people are not exploited by taxes and not restricted by regulations, the size of the pie that the free market will produce will increase enormously thanks to the investments they will make; therefore, the share of the pie that the poor will receive will be much larger than before. In other words, the poor will be much more prosperous despite not receiving any free services or products. They will earn enough to easily pay for the services that have become paid.

To understand this more easily, let's think of an island tribe isolated from the outside world. The well-intentioned, powerful, but stupid people in the tribe are constantly seizing a significant portion of what the intelligent (high potential to become rich) but weak people produce and collect, in order to distribute it to the poor, and are constantly obstructing what the intelligent people want to do. As a result, this island will not develop. But if they did not prevent the intelligent people, and allowed them to store all the resources they produced, that is, to accumulate as much wealth as they wished, the intelligent people would revive the island by making investments using their wealth and ensuring that everything that was possible at that level of civilization could be done. And everyone on the island would benefit from this revival. So, in summary, you're richer when you don't exploit the intelligent people than when you do.

Each individual should receive a service that is directly proportional to the money they pay. For example, children from families that are very poor despite Anarcho-Capitalism and cannot receive scholarships should receive education on the internet instead of school or should start working life early. (This is not cruelty; on the contrary, it is cruelty and injustice to seize the money of people who earn more than average to educate the children of low-earning people who have no kinship ties or receivables.) The police and courts that deal with the demands of people who pay more should also be much faster and of higher quality, like all other private services. It should not be a right for everyone to receive equal quality service, because this is injustice. Anarcho-Capitalists are against the exploitation of people who earn more money by people who earn less money, and they see the state, which legitimizes this exploitation, as an organized crime organization.

Therefore, it is important to emphasize that the increase in the prosperity of even the poor in Anarcho-Capitalism is merely a coincidence, not a purpose. Even if there were no such coincidence, Anarcho-Capitalists would continue to be Anarcho-Capitalists! Because liberating every human and ending tax theft would still be in our best interest, even if it meant making some people poorer. However, thankfully, this system is a win-win system that makes people in every segment of society richer.

Since the majority cannot impose laws on the minority, there is no minimum wage in this system. We strongly oppose the claim that the minimum wage is something that prevents the exploitation of workers' labor by employers, and we argue that increases in the minimum wage cause prices to rise and unemployment to increase. In this system, it is not possible to prevent unemployed people who want to work, even for a low wage. There are also no rent controls or compulsory retirement insurance. Anarcho-Capitalists think that these are wrong things that reduce people's economic well-being and reduce their freedom. Property owners should be able to set the rent of their properties based on the real market price. Workers should be able to use the money that would go to insurance for their own investment ideas or keep this money for themselves; or they should be able to accept working without insurance in order to get a job and escape unemployment. Therefore, again since the majority cannot impose laws on the minority, it is almost impossible to ban individual armament and abortion. However, the word "almost" should be emphasized here; although it is very difficult to ban some things like abortion, it is not impossible.

Even if 90% of your country or city is against individual armament, you can live in a place where 10% live and individual armament is free. However, you will not be able to take your weapons to places where 90% of the population lives. Also 90% will boycott you. As a result, everything you buy will be more expensive and it will be harder for you to find a job, rent a house, or use the roads or be banned altogether in 90% of the country.

For example, if only 51% of the country is against abortion, the prices of products and services purchased by people who support abortion will almost never increase, and finding a job and renting a house will only become difficult to a very limited extent. Moreover, people who defend abortion are not only boycotted, they are also embargoed and war is threatened because they are accused of murder by the other side. However, the 49% who support abortion are almost unaffected by this, because it is not possible to boycott, embargo and declare war on them, as the 49% is strong enough to respond almost equally to the threat of boycott, embargo and war.

However, if a majority such as 90% threatens the 10% with a boycott and embargo if they do not implement a certain law, the 10% may give in and do what the majority wants. So, for example, in a very conservative Anarcho-Capitalist region, abortion might be completely prohibited. In a situation where the minority is more numerous, these two parties would probably agree that abortion should be allowed for the first three months and prohibited thereafter. However, unlike democracy, this does not mean that the majority is dominant, because this minority can continue to defend the right to abortion by not making such an agreement, resisting the boycott and embargo economically, and protecting themselves with their own army companies. Moreover, while the non-radical 9% would approve of an agreement limiting the right to abortion to three months, you, the 1%, might be willing to fight and not limit abortion at all.

In Anarcho-Capitalism, you decide for yourself whether or not to subscribe to the police company that provides services at what quality and price, and what laws it enforces. You choose your own army company. If you don't want to go to war, your company won't go to war. If you do not want refugees where you live, even if the entire city you live in wants refugees, refugees cannot enter your neighborhood or street. Even if you are a minority, you can be more prosperous than the majority by subscribing to companies that implement better economic formulas and laws. You don't have to use the same currency as the majority. While your economies may not be as separate as individual countries, you are much less affected by others' bad decisions because they are separate from each other.

Democracy is a terrible system that makes 49% unhappy just to make 51% happy. Democracy is just one step above monarchy. While monarchy is the dictatorship of the minority, democracy is the dictatorship of the majority. Anarcho-Capitalism is a system in which neither the majority rules the minority nor the minority rules the majority. In this system, even if you have more money or more population, it is much more difficult to condemn others to live under the conditions you want. Anarcho-Capitalism is a system that aims to make the overwhelming majority of people happy, not 51% of them. Those who are opposed to this system are people who want people who earn more than the average to be exploited and to impose laws on people who do not think like them. Such people will not like Anarcho-Capitalism.



Translated with the help of Google translate. Please report translation errors on reddit.

Anarko-Kapitalistler, polis, mahkeme, ordu ve yol yapımı gibi tüm hizmetlerin özel şirketler tarafından devletten daha iyi ve daha ucuza sağlanabileceğine inanır. Ve bu sistemde yasalara ne çoğunluk ne de azınlık karar verir; yani, ne demokratik, ne monarşik ne de oligarşiktir. Anarşiktir; her birey, altında yaşayacağı yasaları neredeyse tamamen kendi seçer.

Yani, Anarko-Kapitalizm tamamen farklı ve özgün bir sistemdir.

Kendi mülkünüzün sınırları içerisinde yasaları direkt olarak siz belirlersiniz. Kendi mülkünüzün sınırları dışarısında ise, size sizin istediğiniz yasaları sunan mülk sahiplerinin mülklerini kullanmayı tercih edersiniz. Her iki koşulda da, hiçbir otoriteye bağlı olmaksızın ve vergi vermeksizin, diğer insanların haklarını ihlal etmediğiniz sürece, kendi istediğiniz yasalarla yaşayabilirsiniz.

Üzerinden geçerken, uymak istemediğiniz yasalara uymanızı zorunlu kılan yollardan geçmiyor ve kabul etmek istemediğiniz şartları dayatan sözleşmeler yapmıyorsunuz. Bunun yerine, sevdiğiniz yasaların uygulandığı bölgelerde yaşıyor ve sizin dünya görüşünüze uygun anlaşmalar öneren şirketlerden ürün ve hizmet alıyorsunuz.

Serbest piyasada, müşterilerin arzuladığı yasaların uygulandığı işletmeler başarılı olacak ve değerlenecektir. Mülk sahiplerinin, hitap ettikleri müşteri kitlesinin istemediği yasaları uygulamak istemeyecekleri açıktır. Dolayısıyla, ortalama gelirli bir insan olarak, mülk sahibi olmasanız bile, altında yaşayacağınız neredeyse tüm yasaları kendiniz seçebilirsiniz; çünkü kendi istediğiniz yasaları uygulayan yerleri tercih edebilirsiniz.

Bu, ortalama insanların demokraside hiç sahip olmadıkları inanılmaz büyük bir özgürlük alanına sahip oldukları anlamına gelir. Çoğunluğun istediği yasalara uymak zorunda değildirler.

Elbette, parası olmayanlar bu özgürlükten yeterince yararlanamaz. Onlar ucuz olduğu için istemedikleri yasaların uygulandığı yerlerde yaşamak zorunda kalabilirler. Ancak, bu kişisel bir sorundur ve fakir olan insanların daha düşük standartlarda yaşaması normal bir durumdur.

Fark edildiği üzere, çoğunluk azınlığa yasalar dayatamadığı için, örneğin, yüksek gelirli olan azınlıktan vergi alınması mümkün değildir. Anarko-Kapitalistlerin vergiye karşı olması şaşırtıcı değil. Anarko-Kapitalistler, hiç para kazanamayan ve hayırseverlerden de destek alamayan insanların bile herhangi bir bedava hizmet veya ürün alma hakları olduğuna inanmaz. Ancak bu, Anarko-Kapitalizmde fakir insanların kötü şartlar altında yaşayacağı anlamına gelmiyor.

Devlet, girişimciler başta olmak üzere, tüm insanların omuzlarında çok ağır bir yüktür ve inanılmaz derecede büyük bir verimsizlik kaynağıdır. İnsanlar, vergilerle sömürülmediklerinde ve regülasyonlarla kısıtlanmadıklarında yapacakları yatırımlar sayesinde serbest piyasanın üreteceği pastanın boyutu muazzam derecede artacaktır; dolayısıyla fakirlerin pastadan alacağı pay da eskisinden çok daha fazla olacaktır. Yani, fakirler herhangi bir bedava hizmet veya ürün almamalarına rağmen çok daha fazla refah içinde olacaklardır. Ücretli hale gelen hizmetlerin ücretini rahatlıkla ödeyebilecek kadar kazanacaklardır.

Bunu daha rahat anlamak için, dış dünyadan izole bir ada kâbilesini düşünelim. Kabiledeki iyi niyetli, güçlü ama aptal kişiler, zeki (zengin olma potansiyeli yüksek) ama güçsüz kişilerin ürettiği ve topladığı şeylerin ciddi bir kısmına sürekli el koyuyor, fakir olanlara dağıtmak amacıyla ve zekilerin yapmak istedikleri şeylere sürekli engel oluyorlar. Sonuç olarak, bu ada gelişmez. Ama eğer zeki kişilere engel olmasalar ve onlara ürettikleri tüm kaynakları depolama, yani dilediğince servet biriktirme izni verselerdi, zeki insanlar servetlerini kullanarak yapacakları yatırımlarla o medeniyet seviyesinde yapılması mümkün olan her şeyin yapılmasını sağlayarak adayı ihya edecekti. Ve bu ihya olma durumundan adadaki herkes faydalanacaktı. Yani, özetle, zekileri sömürmediğinizde, sömürmenize nazaran daha zengin olursunuz.

Her birey, ödediği para ile doğru orantılı kalitede hizmet almalıdır. Örneğin, Anarko-Kapitalizme rağmen bile çok fakir kalmış ailelerden olan ve burs alamayan çocuklar, okul yerine internette eğitim almalılar veya erkenden iş hayatına atılmalılar. (Bu, acımasızlık değil; tam aksine, ortalamadan fazla kazanan insanların paralarına, hiçbir akrabalık bağı ve alacakları bulunmayan az kazanan insanların çocuklarını okutmak için el konulması acımasızlık ve adaletsizliktir.) Daha çok para ödeyen insanların talepleriyle ilgilenen polis ve mahkeme de diğer her özel hizmet gibi çok daha hızlı ve kaliteli olmalıdır. Herkesin eşit kalitede hizmet alması bir hak olmamalıdır; çünkü bu, adaletsizliktir. Anarko-Kapitalistler, daha çok para kazanan insanların daha az para kazanan insanlar tarafından sömürülmesine karşıdır ve bu sömürüyü meşrulaştıran devleti bir organize suç örgütü olarak görürler.

Bu yüzden, Anarko-Kapitalizmde fakirlerin bile refahının artmasının sadece bir rastlantı olduğunu, hedeflenen bir amaç olmadığını vurgulamak gerekir. Böyle bir rastlantı olmasaydı da Anarko-Kapitalistler, Anarko-Kapitalist olmaya devam ederlerdi! Çünkü, her insanı özgürleştirmek ve vergi hırsızlığını sonlandırmak, bazı insanların daha da fakirleşmesine sebep olsaydı bile, bizim çıkarımıza olan şey olmaya devam ederdi. Ancak, şükürler olsun ki bu sistem, toplumun her kesimindeki insanları daha da zenginleştiren bir kazan-kazan sistemidir.

Çoğunluk, azınlığa yasalar dayatamadığı için bu sistemde asgari ücret de yoktur. Asgari ücretin, işçilerin emeğinin işveren tarafından sömürülmesini engelleyen bir şey olduğu söylemine şiddetle karşı çıkıyoruz ve asgari ücretteki artışların fiyatların yükselmesine ve işsizliğin artmasına sebep olduğunu savunuyoruz. Bu sistemde, düşük bir ücretle de olsa çalışmak isteyen işsiz kişileri engellemek, yani mağdur etmek, mümkün değildir. Ayrıca, kira kontrolleri ve zorunlu emeklilik sigortası da yoktur. Anarko-Kapitalistler, bunların insanların ekonomik refahını düşüren ve özgürlüklerini azaltan yanlış şeyler olduğunu düşünür. Mülk sahipleri, mülklerinin kirasını gerçek piyasa fiyatı üzerinden belirleyebilmelidir. İşçiler ise sigortaya gidecek parayı kendi yatırım fikirlerinde kullanabilmeli veya bu parayı kendilerine ayırabilmeli; ya da bir işe girerek işsizlikten kurtulmak için sigortasız çalışmayı kabul edebilmelidir. Dolayısıyla, yine çoğunluk azınlığa yasalar dayatamadığı için, bireysel silahlanma ve kürtajın yasaklanması da neredeyse hiç mümkün değildir. Ancak burada "neredeyse" kelimesine vurgu yapılmalıdır; kürtaj gibi bazı şeylerin yasaklanması çok zor olsa da imkansız değildir.

Ülkenizin ya da şehrinizin %90'ı bireysel silahlanmaya karşı olsa bile, siz %10'un yaşadığı ve bireysel silahlanmanın serbest olduğu bir yerde yaşayabilirsiniz. Ancak silahlarınızı %90'nın yaşadığı yerlere götüremeyeceksiniz. Ayrıca %90 sizi boykot edecektir. Bunun sonucunda satın aldığınız her şey daha pahalı olacak ve ülkenin %90'nında iş bulmanız, ev kiralamanız, yolları kullanmanız daha zor olacak veya tamamen yasaklanacaktır.

Örneğin, ülkenin sadece %51'i kürtaja karşı ise kürtajı destekleyen insanların satın aldığı ürün ve hizmetlerin fiyatı neredeyse hiç yükselmez, iş bulma ve ev kiralamaları ise sadece çok kısıtlı bir oranda zorlaşır. Kaldı ki kürtajı savunan insanlara sadece boykot uygulanmaz, ambargo da uygulanır ve savaş tehdidi de yapılır çünkü onlar karşı taraf tarafından cinayetle suçlanır. Yine de kürtajı savunan %49 bundan neredeyse hiç etkilenmez çünkü %49 uygulanan boykot, ambargo ve savaş tehdidine neredeyse eşit karşılık verebilecek kadar güçlü olduğu için onlara boykot ve ambargo uygulamak ve savaş açmak mümkün değildir.

Ancak %90 gibi bir çoğunluk, %10'a belirli bir kanunu uygulamazlarsa boykot ve ambargo yapacakları tehdidinde bulunursa, %10 pes ederek çoğunluğun istediği şeyi yapabilir. Bu yüzden, örneğin çok muhafazakar bir Anarko-Kapitalist bölgede kürtaj tamamen yasak olabilir. Azınlığın sayısının daha çok olduğu bir durumda, bu iki taraf muhtemelen kürtajın ilk üç ay serbest, sonrasında ise yasak olması üzerinde anlaşacaktır. Ancak, bu demokrasiden farklı olarak, çoğunluğun egemen olması demek değildir çünkü bu azınlık, böyle bir anlaşma yapmayarak boykot ve ambargoya ekonomik olarak direnerek, kendi ordu şirketleri ile kendilerini koruyarak kürtaj hakkını savunmaya devam edebilir. Üstelik, radikal olmayan %9, kürtaj hakkını üç ay ile sınırlandıran bir anlaşmayı onaylasa da, siz %1 olarak savaşmayı göze alıp kürtajı hiçbir şekilde sınırlandırmayabilirsiniz.

Anarko-Kapitalizmde, hangi kalite ve fiyatta hizmet sunan, hangi yasaları uygulayan polis şirketine abone olacağınıza veya abone olup olmayacağınıza kendiniz karar verirsiniz. Kendi ordu şirketinizi kendiniz seçersiniz. Bir savaşa girmek istemiyorsanız, sizin şirketiniz savaşa girmez. Yaşadığınız yerde mülteci istemiyorsanız, yaşadığınız şehrin tamamı mülteci istiyorsa bile, mülteciler sizin mahallenize veya sokağınıza giremez. Siz azınlık bile olsanız, daha iyi ekonomik formüller ve yasaları uygulayan şirketlere abone olarak çoğunluktan daha refah içinde olabilirsiniz. Çoğunluk ile aynı para birimini kullanmak zorunda değilsiniz ve ekonominiz ayrı ülkeler kadar olmasa da birbirinden ayrı olduğu için diğerlerinin kötü kararlarından çok daha az etkilenirsiniz.

Demokrasi, sadece %51'i mutlu etmek için %49'u mutsuz eden berbat bir sistemdir. Demokrasi, monarşinin sadece bir adım üstüdür. Monarşi, azınlığın diktatörlüğü iken demokrasi de çoğunluğun diktatörlüğüdür. Anarko-Kapitalizm ise ne çoğunluğun azınlığı yönettiği, nede azınlığın çoğunluğu yönettiği bir sistemdir. Bu sistemde, daha çok paranız veya daha fazla nüfusunuz olsa bile diğerlerini kendi istediğiniz koşullar altında yaşamaya mahkum etmek çok daha zordur. Anarko-Kapitalizm, insanların %51'ini değil, kahir ekseriyetini mutlu etmeyi amaçlayan bir sistemdir. Bu sisteme karşıt olması olağan olanlar, ortalamadan çok kazanan insanların sömürülmesini ve kendileri gibi düşünmeyen kişilere yasalar dayatılmasını isteyen insanlardır. Böyle insanlar Anarko-Kapitalizmi sevmeyecektir.

Image Credit: iStock 101cats